BÖLÜCÜLER NASIL AZDILAR?

21 Temmuz 2011

HALİL ÖZCAN

BÖLÜCÜLER NASIL AZDILAR?

Emperyalist güçler boşuna heveslenmesinler, yeni Sevr’leri de yırtıp atarız…

DEMOKRATİK  ÖZERKİLİĞİN PERDE ARKASI

Silvan’daki hain pusuda13 Şehidin acısının millettin yüreğine kor gibi düştüğü gün açıklanan BDP diğer versiyonu demokratik toplum kongresinin özerklik kararı bize yakın siyasi tarihimizde hatırlanması gereken önemli bir antlaşmayı gündeme alarak hafızalarımızı yoklayacağımız bir yazıyı gündeme almamızı sağladı.

Birleşmiş Milletler ve AB tarafından, Türkiye’ye daha çok demokrasi, insan hakları, azınlık hakları gibi talepler ile 2000 yılında iki yasa dayatılmıştı.

Bu yasalar dönemin iktidarı  tarafından imzalanmış, AB ye uyum yasaları diyerek Türkiye kamuoyuna lanse edilmiş, yeterince kamuoyu tarafından anlaşılamamıştır.

Biz de APO ve onun saz arkadaşlarının bugünkü özerklik taleplerinin dayanağı olan bu hadiseyi okurlarımızla paylaşmak istiyoruz. 

SİYASİ VE MEDENİ  HAKLAR SÖZLEŞMESİ

Birleşmiş Milletler’in Siyasi ve Medeni Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile Kopenhag Kriterleri altına kayıtsız şartsız atılan imzalar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni darbeleyecek ülkenin bütünlüğü üzerinde ameliyatlara uygun olması için gerekli niteliklere sahiptir.

Birleşmiş Milletler sözleşmesi 1976 yılından bu yana Türkiye’nin elinde bulunuyordu. Bu karar 2000 yılının 15 Ağustos günü Türk hükümeti adına imzalandı. Kim imzaladı?.. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Volkan Vural…

Volkan Vural; Mesut Yılmaz’a yakınlığı ile bilinen bir diplomattır. O zaman bulunduğu göreve de, Yılmaz’ın kontenjanından atanmıştı… Bu diplomat, Mesut Yılmaz’ın Avrupa Birliği’nden sorumlu başbakan yardımcısı olarak kabineye girmesinden sonra, gene Yılmaz’ın isteği ile Avrupa Birliği işleri ile ilgili genel sekreterliğe getirildi…

Şimdi garipliklere bakalım…

Volkan Vural’ın, 2000 yılı Ağustos’unda imzaladığı “sözleşme”ye Başbakan ve Dışişleri Bakanı, günün moda deyimi ile “Fransız” kalmışlar. Yani imza ile ilgileri bulunmadığı bir tavır içerisindeler!.. Peki Bay Büyükelçi imzayı nasıl atmış?.. Sadece yetki belgesi ve talimatla!.. Talimatı kim vermiş?.. Dışişleri “vermediğini” söylüyor!.. Kim vermiş acaba, Mesut Yılmaz’a çok yakın olan Volkan Vural’a talimatı ?!..

O yaz Volkan Vural’ın Ege’deki “Mavi Yolculuk”ları dikkat çekicidir!.. Bir kısım iş adamları, siyasiler ve köşe yazarları ile ne muhabbetler yapıldı dersiniz?.. O tekne gezilerine katılan köşe yazarlarının yazıları, 2000 Ağustos’u öncesi ve sonrası Türk Milleti’ne, Birleşmiş Milletler sözleşmesini övme ve telkinle doludur…

Peki bu “imza” bölücü  çete tarafından nasıl yorumlandı bilmek ister misiniz?..

İKİZ SÖZLEŞME İMZALANIYOR, EŞKİYALAR ZİL ZURNA…

Eşkiya çetesinin yayın organı, etekleri zil çala çala, Volkan Vural’ın attığı imzayı alkışladı ve şunları yazdı. (…Türkiye, AB sürecinde ilk önemli adımını, İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu’nca hazırlanarak Başbakan Bülent Ecevit’e sunulan “yol haritası” taslağında, 2001 yılı sonuna kadar onaylanması öngörülen BM’nin “ikiz sözleşmelerine” imza koydu. 1966 yılında dünya devletlerinin imzasına açılan ve Türkiye’nin sürekli imzalamaktan kaçındığı, “BM Bireysel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi” ile “BM Ekonomik ve Sosyal, Kültürel Haklar Sözleşmesi”, sabah saatlerinde, ABD’de Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Volkan Vural tarafından imzalandı. Vural, imza töreninden sonra yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin Avrupa bazında imzaladığı sözleşmelerin, tanıdığı haklar bakımından daha ileri, uygulama açısından ise daha bağlayıcı olduklarını” söyledi. Büyükelçi Vural, “Bu gecikmiş bir imzadır. Ancak Türkiye’nin insan haklarına verdiği önemi gösterme açısından önem taşımaktadır. Kişisel olarak, bu sözleşmeleri imzalamış olmaktan mutluluk duyuyorum” diye konuştu.

SELF-DETERMİNASYON YOLU

AB üyesi ülkelerin tümünün taraf olduğu sözleşmeler, Türkiye dışında tüm aday ülkelerce imzalanmıştı. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni ayrıntılandıran ve tamamlandıran ikiz sözleşmeler, Türkiye için ciddi yükümlülükleri gündeme getiriyor.

Bunlar ana başlıkları ile şöyle:

Self-determinasyon yolu: BM sözleşmelerinin 1. maddesinde “Tüm halklar self-determinasyon hakkına sahiptir. Bu hak ile siyasal statülerini ve ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini serbestçe tayin edebilirler” ifadesi yer alıyor.

3. madde sözleşmeye taraf olan devletlerin, “halkların self-determinasyon hakkının gerçekleşmesi için destek sağlanmasını” öngörüyor. Sözleşmelerde yer alan “halk” kavramı üzerinde sözleşmeye taraf ülkeler arasında ortak bir hukuki tanım bulunmuyor. Bu tanım ve hakkın içeriği, zaman içerisinde ideolojik ve siyasi güçlere göre değişebiliyor.

Önceki senelerde, “bağımsızlık ya da özerklik” anlamı taşıyan ‘self-determinasyon’ ilkesinin, bugün uluslararası hukukta halkların kendi kültürel kimliğini belirleme hakkı anlamı kazandığını vurgulayan kimi uzmanlar, Türkiye’nin bu sözleşmeleri imzalayarak, “Kürtlerin kültürel haklarını” otomatikman tanımış olacağını vurguluyorlar.

Azınlık haklarına BM güvencesi: Sözleşmeleri imzalayan devletler, azınlıkların ekonomik siyasal ve kültürel haklarını tanıma yükümlülüğü altına giriyor. BM Bireysel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 27. maddesi, “Etnik, dinsel ve dilsel azınlıkların bulunduğu ülkelerde, bu azınlıklara mensup bireylerin, kendi gruplarındaki diğer üyeler ile birlikte kendi kültürlerini yaşama, kendi dillerini konuşma ve kendi dinsel ibadetlerini gerçekleştirme hakları engellenemez” hükmünü taşıyor.

Sözleşme, düşünceyi ifade ve her türlü araç ile yayma özgürlüğünün hiçbir şekilde kısıtlanamayacağını hükme bağlıyor. Sözleşme, mahkeme önünde ifade veren yurttaşların kendi durumlarını anlatma konusunda sıkıntı çekmeleri durumunda kendi ana dillerinde tercüman aracılığıyla ifade vermelerini öngörüyor.

İdam mahkumlarına ceza hafifletme: Bireysel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 6. maddesi, her insanın doğuştan yaşam hakkına sahip olduğunu vurguluyor. Taraf ülkelere ölüm cezasının kaldırılması yönünde yol gösteren BM, ölüm cezanın sürdüğü ülkeler için bu kararın yalnızca çok ciddi suçlar için verilmesini öngörüyor. BM sözleşmesi, mahkumun cezasının hafifletilmesi veya uygulanmamasını talep etme hakkını güvence altına alıyor.

OHAL ilanına kısıtlama: BM Bireysel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, olağanüstü hal durumunda, temel hak kısıtlamalarına sınırlamalar getiriyor. Olağanüstü hal uygulamasının ırk, dil, din temelli ayrımcılığa neden olacak şekilde uygulanmaması güvence altına alınıyor. Türkiye, sözleşmenin 3. maddesiyle insan haklarını ihlal eden görevlileri etkin şekilde cezalandırmayı, mağdurlara ise tazminat ödemeyi kabul ediyor. Türkiye ayrıca keyfi gözaltı uygulamalarına karşı taahütte bulunuyor. BM bünyesinde sözleşmelerde öngörülen koşulların denetimi ve ihlaller durumunda yaptırım için etkin bir mekanizma bulunmuyor. Ancak AB ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), üye ülkelerin altına imza koyduğu bu sözleşmeleri referans alıyor. Sözleşmeler, bireylerin ya da Kürt kökenli yurttaşların haklarının verilmediği gerekçesiyle, AİHM’e “kollektif” başvuruda bulunma ve AİHM’in sözleşmelerin getirdiği yükümlülük nedeniyle Türkiye’nin cezalandırılmasının yolunu açıyor. BM’nin Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi ise, İnsan Hakları Bildirgesi’nde yalnız 6 maddeye sığdırılmış olan ekonomik, sosyal ve kültürel hakları daha geniş ve ayrıntılı olarak ele alıyor. Sözleşme ile güvence altına alınan haklar arasında başlıcaları; yaşama hakkı, sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı, eğitim hakkı, sosyal güvenlik hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, adil yargılanma hakkı, sendika kurma hakkı, kültürel hayattan yararlanma hakkı, insanca yaşamın sağlanması hakkı, ailenin korunması ve çocuk hakları olarak sıralanıyor. Bu hakların gerçekleştirilmesini denetleme amacıyla özel denetim organı kurulmazken, az gelişmiş ülkelerin aşamalı olarak ve kendi olanakları ölçüsünde bu hakları yaşama geçirmeleri öngörülüyor.

APONUN AVUKATININ DEĞERLENDİRMESİNE BAKALIM

O dönem de sadece avukat olan Hasip Kaplan, BM’nin iki sözleşmesinin birbirini tamamladığını  belirterek, bir bütünlüğün kazandırılması için, Avrupa Konseyi’nin ulusal azınlıkların korunmasını düzenleyen Çerçeve Sözleşmesi’nin de imzalanması gerektiğini söyledi. Kaplan, sözleşmelerin imzalanmasının önemli bir adım olduğunu, ancak uygulamanın bir süreç sorunu olduğunu kaydederek, şunları söyledi: “Burada yöneticilerin uygulama anlayışı da çok önemli. Bir diğer önemli husus ise, sözleşmelerin uygulanmaması halinde, haklardan yararlanmayan bireylerin, hak arama mücadelesi. Önümüzdeki süreç, bu konudaki bilgilenmenin yapıldığı bir süreç olacak.”

Türkiye’de BM sözleşmelerinin yürürlüğe girmesi için Parlamento’nun onayı gerekiyor. “AB konusunda ciddiyiz” imajını perçinlemek için, bugünkü Ecevit hükümetinin sözleşmeleri olduğu gibi kabul ederek, Genel Kurul’a sevk etmesi bekleniyor. Hükümet böylece, özelikle Kürtlere yönelik geniş imkanlar sağlayacak kimi maddelere çekinceler koyma işlemini Parlamento’ya yığmış olacak.)…

‘ALTIN VURUŞ’A HAZIRLANIYORLAR

Ortaya çıkan şudur… Birleşmiş  Milletler Sözleşmesi ve Kopenhag Kriterleri üst üste konulunca, çok net olarak görülen şuydu…

BM-AB dayatmaları sonucu bir “Kürt Halkı” yaratılacak, böylece işbirlikçlerin topraklarımızı istila için Batı’ ya çağrısı gerçekleşecektir. Tek kelimesi bile abartma olmayan bu dayatma ile karşı karşıyayız ve istilacılar oyunun sonuna gelmişler, “Altın Vuruş”a hazırlanmaktadırlar.

Birleşmiş Milletler Sözleşmesi imzalanmış, yasalaşması için karma komisyona sevk edilmiştir. Kopenhag Kriterleri, AB Yasaları için çırpınmaları hatırlayınız… Adları (Banka) soyguna vurguna karışmış hakim sermaye kimliklerinin, “aydın” diye tanımlanan çevrelerin medya ile çevrelerin bastırması ile bu yasalar millete “mutluluk yolu” diye yutturulmaya çalışılmıştı!..

PKK çetesini neşelendiren BM sözleşmesinin gerçek algısı şöyleydi: “Etnik, dinsel ve dilsel kimliklerin halk olarak kabul edilmesi sonucu, kendisini bu şekilde ifade eden bir topluluk, Batı’yı çağırabilir ve istilacıların topraklarımızı bombalama hakkı doğar”

BM Sözleşmesinin imzalanacağı günlerde kamuoyu ve iktidar uyarılmaya çalışıldı. Ancak ne mümkün! Medya ve beynelmilel güçlerin goygoycuları ile “İmzacılar tedbirlerini almışlardı, onlar egemen medya ile kolkolaydılar”

YENİ  SEVR’LERİ DE YIRTIP ATACAĞIZ

“Kürt meselesi, siyasi iktidarların bugüne kadar izledikleri politikalar sonucu uluslararasılaşmıştı. Bugün artık her büyük emperyalist devletin bir Kürt politikası var. Bütün emperyalistler boylu boyunca bu sorunun içindedirler.”

Avrupa Birliği’ ne aday üyelik ile birlikte Türkiye, emperyalist devletlerin bu politikalarının meşrulaştırılmasının yolunu açmıştı. ‘Yeni Dünya Düzeni’, ezilen dünya ülkelerinin mezhep ve milliyet çatışmaları içine sürüklenerek parçalanması ve Batı tarafından sömürgelik koşullarına mahkum edilmesidir.

Türkiye için böyle bir yolun kapısını sonuna kadar aralayanların kimin çıkarlarını  savunduğu yeteri kadar açıktır. Türkiye Avrupa Birliği’nin kapısına bağlanmıştır ve o kapıda parçalanmanın koşulları adım adım oluşturulmaktadır. Emperyalist Batı ve ülkemizdeki uzantıları tarafından milletimize yeni bir Sevr dayatılmaktadır.

Sayın Cumhurbaşkanı Gül’ün ‘iyi şeyler olacak, bu sorunu biz çözmez isek başkaları çözer’ ifadeleri ile gündemimize oturan ve Sayın Başbakanın senelerdir millette ısrarla içeriğini açıklamadığı açılım tuzağının bizi getirdiği nokta ne yazık ki budur. Ne yazık ki yanlış uygulamalar sonucu bir milli birlik ve kardeşlik projesi haline getirilememiştir.

Yapacağımız şey aynen 90 sene öncesi gibi yeni Sevr’i de yırtıp, parça parça ederek emperyalistlerin önüne koymaktır. Bunu da bu millet yapacaktır.

“İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER YÜZÜNDEN BİZİ HELAK EDER MİSİN ALLAH’IM” Ayeti celilesi ile konuyu kavrayıp devlet ve millet için gerekli adımları atma çabamızı artırmalıyız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s