HİDAYET REHBERİ KUR’AN HAYATIMIZDA NE KADAR YER ALIYOR?

İçerik11 Kasım 2010

http://www.bayrakyayincilik.com/bayrak-dergisi/hidayet-rehberi-kuran-hayatimizda-ne-kadar-yer-aliyor/

“Bu Kur’an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.”

(İbrahim / 14, 1)

İnsanlığa hidayet rehberi olarak gelen Kur’an maalesef gereği gibi okunmadığından, tefekkür edilmediğinden hayatımızda fazla yer almamaktadır.

Hayatımızı doğru yönlendirmek, yanlışlardan korunmak için; kitabımızı anlayarak ve yaşayarak okumalı, hayatımızın her alanına tatbik etmeliyiz. Kur’anı süslü kılıfların içerisine koyarak kutsallığına zarar gelmesin diye astığımız duvarlara hapsetmemeliyiz. Raflarda veya kılıflarında tozlanmaya bırakma lüksünden vaz geçmeliyiz.

Kur’an bizim rehberimizdir. Karanlıklardan çıkmak, aydınlık yarınlara ulaşmak ve ebedi saadeti elde etmek için tek kılavuzumuzdur. Kur’an’dan istifade edebilmek için bizden istediği amelleri yapmak, sakınmamızı istediği hususlarda da tereddütsüz kaçınmak gerekmektedir. Bunun için Kur’an’ı anlamaya ve tefekkür etmeye çalışmalıyız.

Trafiğe çıkan kişi yolda kalmamak veya yanlış yönlere giderek yolu kaybetmemek için önce trafik levha ve işaretlerini öğrenmesi gerekmektedir. Levhaya bakıp çok güzel bir levha diyerek levhanın gösterdiği uçurum tehlikesini bilmeyen, levhayı doğru değerlendiremeyen veya yalnızca şekline bakıp anlayamadan yoluna devam eden kişi uçuruma yuvarlanarak sonunu getirebilir. Antalya’ya gidecek olan kişi Ankara levhasına uyarak yoluna devam ederse yanlış istikamette gittiğinden menziline varamayacaktır. Bunun için biz de yolumuza doğru bir şekilde devam edeceksek kitabımızı anlamalı, anlamak için gayret göstermeliyiz. Anlamadan yapılan okumalar yalnızca okumuş olmak için yapılan okumadan öteye gitmeyecektir.

 KUR’AN HİDAYETTİR

“Bu Kur’an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.”

(İbrahim / 14, 1)

“Bu (Kur’an âyetleri) Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır.) İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir. Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.”

(Araf / 7, 203-204)

“Gerçekten size Allah’dan bir nur ve apaçık bir kitap geldi. Rızasını arayanı Allah O kitapla kurtuluş yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkartır, dosdoğru yola iletir.”

(Maide / 15, 16)

“(Bu Kur’an), âyetlerini düşünsünler, tam akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz hayır ve bereketi bol bir kitaptır.”

(Sâd / 38, 29)

“Gerçekten bu Kur’an, kendisine sıkıca tutunanları doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü’minlere kendileri için muhakkak büyük bir mükâfat olduğunu da müjdeler.”

(İsrâ / 7, 9)

“Allah tarafından gönderildiğinde şüphe bulunmayan bu kitap, müttakîler için bir yol göstericidir.”

(Bakara / 2, 2)

“Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?” (Kamer / 54, 17)

“Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik.”

(Zümer / 39, 27)

“Bu Kur’an, kesin olarak inanan bir toplum için bir hidayet ve bir rahmettir.”

(Casiye / 45, 20)

“İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.”

(Enam /6, 153)

Peygamber Efendimiz de Kur’an okuyan mü’mini çok güzel bir teşbihle şöyle anlatır;

“Kur’an okuyan ve okuduğuyla amel eden mü’minin örneği, tadı güzel kokusu güzel turunç meyvesi gibidir. Kur’an okumayan, ancak onunla amel eden mü’minin örneği de tadı güzel ancak kokusu olmayan ham hurma gibidir. Kur’an’ı okuyan münafığın durumu ise kokusu güzel tadı buruk reyhana otu gibidir. Kur’an’ı okumayan münafığın durumu ise kokusu olmayan, tadı da buruk olan acı yaban keleği gibidir.”

(Buhari)

Hidayet üzere olmak istiyorsak, dosdoğru bir inanca sahip olmak, takva üzere bir hayat yaşamak istiyorsak kitabımızı anlayarak okumalıyız. Anlamak için mutlaka Arapça bilmek gerekmez. Piyasada yazılan çok sayıda Kur’an meali ve tefsirleri var. Bunlardan en azından bir tanesini evimizde iş yerimizde bulundurmalı okuduğumuz ayetlerin bize ne mesajlar verdiğini oralardan mütalaa etmeliyiz. Hiçbir şey yapamıyorsak haftalık olarak TV dizilerine, maç programlarına , sinema… vb. programlara ayırdığımız zaman kadar vakiti Kur’an’ı anlamak için ayırmalı kendimize ona göre bir program yapmalıyız.

Peygamber efendimiz (sav) Furkan suresi 30. ayette Cenab-ı Allah’a Kur’an’ı hayatından dışlayan kavmini şöyle şikayet ediyor:

“Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi.”

Ben terk etmedim her zaman okuyorum demek bu şikayetten bizi her zaman kurtarmaz. Okuyuşumuzu sorgulayalım. Rahleden kalktıktan sonra okuduğumuz ayetler bizi ne kadar etkiledi? Hayatımızda hükümleri ne kadar yer buldu? Sadece hastalara ve ölülere mağfiret olsun diye mi okuyoruz? Yaşantımızı Kur’an emir ve yasaklarına uydurmak, tevhit mücadelesi yapan Peygamberlerin kıssalarından ders çıkararak aynı hatalara düşmemek için mi okuyoruz? Soruları çoğaltmak mümkün. Herkes okuyuşunu sorgulamalı, hidayet rehberimiz kitabımızı hiçbir zaman ihmal etmemeliyiz.

KUR’AN NASIL OKUNMALI

Kur’an tefekkür ederek düşünerek okunmalı. Sayfaları biran önce bitireceğim diye hızlı bir okuma şeklinden uzak durulmalıdır. Ağır ağır okunmalıdır.

“Biz onu insanlara ağır ağır okuyasın diye bölümlere ayırdığımız bir Kur’an olarak indirdik.” (İsrâ / 17, 106)

“Kur’an’ı tertil ile oku”

(Müzzemmil / 73, 4)

Tertil, acele etmeden, dura dura, usulüne uygun ve anlayarak okumak demektir.

Peygamber (s.a.v.), Kur’an’ın baştan sona çok kısa bir sürede hatmedilmesini uygun görmemiştir.

“Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler. Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. İşte onlar gerçekten mü’minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.”

(Enfal / 8, 2-4)

“Allah, sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir.”

(Zümer / 39, 23)

“Biz onu (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Biz Kur’an’ı, insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu ve onu peyderpey indirdik.”

(İsra / 17, 105-106)

RASULULLAHIN KUR’AN OKUYUŞU

Ümmü Selemeden Rasulullah’ın nasıl Kur’an okuduğu sorulduğunda şöyle der; “Rasulullah Kur’an’ı tane tane ve ara vererek okur ve her ayet üzerinde dururdu. Mesela Elhamdülillahi Rabbil alemin der ve dururdu. Sonra “er-Rahman er- Rahim” der ve dururdu. Sonra “Maliki yevmiddin” derdi.

Hz. Aişe de “Rasulullah Kur’an’ı yavaş yavaş okurdu. Öyle ki o, bulunduğu uzunluktan daha da uzardı”

Ebu Zer’in bildirdiğine göre Peygamber, “eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin” (Maide, 118) ayetini sabaha kadar tekrarlamıştır.

“Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder” (Talak 2) ayetini uykusu gelene kadar tekrar tekrar okumuştur.

Hz. Aişe’nin (RA) bildirdiğine göre Peygamber Efendimiz bir gece Ali İmran suresinin son on ayetini gözyaşları içerisinde okudu ve bu ayetleri okuyup derin derin düşünmeyen kimseye yazıklar olsun buyurdu. (Ebu Hureyre)

SAHABENİN KUR’AN OKUYUŞU

Sahabeden ibn Ömer şöyle der ki:

“Biz uzun bir zaman yaşadık. Bizden herhangi birimiz Kur’an’dan evvel imanı elde ederdi. Muhammed (sav)’e Kur’an’dan bir sure nazil oluyordu. Biz onun helalini, haramını, emrini, yasağını ve onun neresinde durmak gerekiyorsa onu öğreniyorduk. Sonra bazı kişiler gördük ki, onlar imandan evvel Kur’an’ı elde ederler, Kur’an’ı başlangıcından sonuna kadar okuduğu halde, kendisine hangi ayet emrediyor, hangi ayet kendisini sakındırmaktadır bunları bilmediği gibi nerede duracağını da bilmemektedir. Adeta çürük hurmaları savurduğu gibi ayetleri savurup geçer.”

Hasan Basri:

“Sizden öncekiler bu Kur’an’ı Rablerinden kendilerine gönderilmiş bir mektup olarak görür, geceleri onu düşünerek üzerinde çalışır, gündüzleri de onun gereklerini yerine getirirlerdi.”

Ebu Abdurrahman Sülemi:

“Sahabe Peygamberden on ayet öğrendiler mi, onlarda ne var hapsini öğrenmeden, ilim ve amel meselelerini anlamadan diğer ona geçmezlermiş. Biz Kur’an’ı işte öyle adamlardan aldık. Biz Kur’an’ı ve onunla ameli öğrenirdik. Bizden sonra öyle kimseler gelecek ki, Kur’an’ı su gibi içecekler, fakat hançerelerini, belki de boğazlarını geçmeyecek”

Sahabe hiçbir zaman Kur’an’a işittik ve sadece işitmiş olduk psikolojisi içinde yaklaşmamışlardır. Onların prensibi işittik ve itaat ettiktir. Enes bin Malik anlatıyor: “Bizde fadih denilen bir içki vardı. İçkinin haram kılındığı gün, ben Ebu Talha ile bazı sahabeye fadih sunuyordum. O sırada birisi geldi ve haberiniz yok mu dedi. Orada bulunanlar ne haberi? diye sordular. O da ‘içki haram kılındı’ dedi. İçki içenler bana ‘ey Enes, şu içki testilerini dök’ dediler. Ben de testilerdeki içkileri döktüm. Bu adamın sözü üzerine orada bulunanlar, içkinin ne zaman ve nasıl haram olduğunu araştırmaya lüzum göstermediler ve o haberi aldıktan sonra içki içmediler.” Allah’ın “bıraktınız değil mi” diye sorması, içkiyi tamamıyla terk etmelerine yetmiştir. ‘Bıraktık ya Rabbi’ demişlerdir.

KALPLERİN ÜZERİNDE KİLİT Mİ VAR

Muhammed İkbal; “Ey Müslüman senin hayat nizamın olan ve sana hayat vermek için indirilen Kur’an ile daha tanışmamışsın bile. O’ndan ve O’nun yasalarından henüz haberin bile yok. Belki de O’nunla ölüm döşeğinde tanışacaksın. Ne hazin ki, sana kuvvet ve hayat bahşetmek için indirilen Kur’an, şimdi kolay ölesin diye okunuyor.”

“Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?”

(Muhammed / 47, 24)

“İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.”

(Hadid / 57, 16)

Ebedi saadeti elde etmek için Kur’an ile yeniden tanışalım, anlayalım ve yaşayalım.

Hüseyin TOPTAŞ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s