Avrupa ve Biz

Avrupa ve Biz

Avrupacı ve ulusalcı bencilik, 19. yüzyılda Hegelci tarih felsefesi ile doruğa ulaşır. Hegel’in tarihi kademelendirmesinin son safhası Prusya devletidir. Bundan sonra Prusya’dan daha üstün bir kuruluş olmayacaktır. Beşeriyet tarihinin doruk noktası odur, insanlar adeta onun için yaşamıştır. Demek ki bir zamanlar, çok masum, çok tarafsız tarih ve toplum gözlemleriyle Doğu dünyasında, yani bizim mensup olduğumuz medeniyette başlayan bölgeci tutum, zamanla Avrupa’ya da, ama bir siyasi ve medeniyetçi misyonla (!) beraber kaymıştır ve Avrupa’ da bu görüş her zaman vardır. 18. yüzyıl Avrupası’nın bu görüşü, çocukluğumuzdan beri bize de telkin edilen, “Alem aya gidiyor, biz yerimizde sayıyoruz” sloganıyla da etkisini gösterir. 1972’de Paris İlimler Akademisi adına Mousnier şöyle bir beyanname ortaya koyar: “Avrupa kıtası her zaman de-ğişmiş ve her an değişmektedir. Bu değişimi ise, bizim ilerleyen ve
gelişen bilincimiz sağlıyor.” Şöyle devam eder: “Akaderniye göre dünyanın bütün diğer bölümleri bir atalet, hareketsizlik içindedir.” Yani Avrupalı, “Biz çalışırız, gelişiriz, bizim kafamız çalışır, o kafa yaratır, geliştirir; bütün diğer dünyalılar gaflet içindedir, uyku içindedir, yatarlar” diyor. Barbar lafını çok kullanmıyorlar, buna dikkatinizi çekerim; çünkü Avrupalının gidebildiği eski Mısır’a, İran’a; ara sıra tanıdığı Çin’e bakıp da bu eski uygarlıklara “barbar” diyecek hali olamaz, o mümkün değil; fakat şöyle bir düşün­ce gelişiyor: uyuyan, ilerlemeyen atıl eski Asya medeniyetlerinin durgun insanları ve toplumlar … Seyyah Chardin: “Avrupa hareketlilik, Asya ise atalettir” diyordu. Evvela bir progress (ilerleme) fikri ortaya atıldı, yanlış değil, ancak bu ilerleme bölümü tarihte sadece Batı Avrupa’ya mal edildi. Nitekim, 1842’de Tennyson adlı bir İngiliz şairi “Locksley Hall” adlı şiirinde Asya tarihinin ve Asyalılığın durgunluğunu şöy­le ifade eder: “Better fifty years of Europe, than a cycle of Gıt­hay.” [Avrupa’nın elli senesi, bir Hıtay çevrimine, yani Çin’in bütün uzun tarihine bedeldir.] Ona göre muasır medeniyetin oluşu­
muna Hıtay, yani Çin’in katkısı yoktur. Beşeriyet Avrupa’da hareket ve ilerleme halindedir, diyor. Oldukça küstahça görünen, fakat kıtanın dışında zaman zaman Asyalı halkların bazı batıcı seçkin çevrelerinde bile taraftar bulan bir yorumdur bu. Mamafih dünyanın bazı merkezleri artık Avrupa’nın önüne geçen dinamik bölgeler olduğu için, bu zihniyet de sorgulanmaya başlanmıştır. Tennyson kendini tekrarlayan monoton Çin tarihi ile devamlı de-
ğişme, ilerleme gösteren renkli Avrupa’yı mukayese ediyor ve tabii ikinciyi tercih ediyordu. Tennyson’u bilmeyen bazı progressist, yani ilerlemeci üçüncü dünya aydınlarının aynı fikri tekrarlaması bir tesadüf değildir; bu fikir ön planda belirli bir eğitimin ama sadece okul eğitiminin değil; modern kahvehane, kulüp ve edebi mahfil kültürünün etkisi ile oluşmuştur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s