Kızılderililer Nasıl Yokedildi?

Kızılderililer Nasıl Yokedildi?

“..Kristof Kolomb, seyahatleri boyunca bir seyir günlüğü tutmuştu.
Bu günlük çok şey açıklıyordu. Bahamalarda karaya çıktığında, kendisini ve adamlarını
iyi niyetle karşılayan Kızılderililerden söz ediyordu. Bunlar, Tainolar diye de adlandırılan
Arawak yerlileriydi. İspanyolları başka dünyalardan gelmiş yaratıklar gibi gören Kızılderililer,
sığ kıyıda, denizde yürüyerek teknelere yaklaşmış, ilk karşılaştıkları yabancılara çeşitli hediyeler
sunmuşlardı. Kolomb, Arawakların barışçı ve yumuşak huylu insanlar olduğunu yazıyor ve ‘silah taşımıyorlardı’ diyor. ‘Silahın ne olduğunu da bilmiyorlar. Onlara bir kılıç gösterdim, keskintarafından tuttular ve ellerini yaraladılar.’ Sonraki aylar boyunca Kolomb, günlüğünde yerli Amerikalılardan saygılı bir hayranlıkla söz ediyor: ‘Bu yerliler, dünyanın en iyi, en nazik insanları,’ diye yazıyor. ‘Kötülüğün ne olduğunu bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar.
(*) Hovard Zinn-Manning Marable-Mike Davis-Veli Yılmaz, Fatihler Yargılanıyor, Tüm
Zamanlar Yayıncılık, İstanbul 1992, s. 16-17.
Komşularını, kendileri kadar çok seviyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur. Her
zaman gülüyorlar.’
İspanya’daki patronlarından birine yazdığı bir mektupta da Kolomb, yerlileri tanıtmak için
şöyle diyor: ‘Son derece sade, dürüst ve aşırı düzeyde eli açık insanlar. Herhangi birinden, sahip olduğu herhangi bir şey istenince, hemen veriyorlar. Başkalarına olan sevgileri, kendi özlerine olandan çok daha fazla.’ Ama bu övgüleri sıralayan Kolomb, günlüğün bir yerinde de şöyle diyor: ‘Bunlardan çok iyi hizmetkâr olur. Sadece elli adamla bütün bu yerlilerin hepsine kolayca boyun eğdirebiliriz ve her istediğimizi yaptırabiliriz.’
Evet… Kolomb, Kızılderilileri böyle değerlendiriyordu. Onun gözünde yerliler konuksever ev sahipleri değil, ‘her istediğimizi yaptırabileceğimiz hizmetkârlar’ idi.”(*)
Yerli halk, bu yeni tanıştığı misafirlere topraklarını açtı, yiyeceklerini paylaştı ve altın süs
eşyaları hediye etti. Avrupalılarsa, Amerika’ya, salgın hastalık, yağma ve ölüm getirdiler.
1492’de Amerika kıtası, yeryüzünün gördüğü en trajik alışverişlerden birine sahne olmuştur.
Yerliler altın, yiyecek ve toprak verdiler, karşılığında salgın hastalık, yağma ve ölümle
ödüllendirildiler.
Avrupalılar, altın olarak istediklerini elde edemediler fakat yine de kendilerine çok kazanç
getirecek başka bir yol buldular: Köle ticareti! Tıka basa gemilere bindirilen zavallı
Kızılderililerin pek çoğu yolda soğuktan ve hastalıktan öldü.
(*) Hovard Zinn, a.g.e., s. 56-57.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s