Sivil Örümceğin Ağında

Sivil Örümceğin Ağında

Savcı Danilo Anderson, ABD ile sivil örgütler arasında oluşturulan parasal bağları ve CIA ilişkilerini dosyaladı. Soruşturma açtığı kişi sayısı 400’ü bulmuştu. ‘Şeffaflık’ ve ‘demokrasi’ ideallerine bağlılığı propaganda eden ABD siyasi partilerine, sendikalarına, işadamı örgütlerine, George Soros gibi piyasa karıştırıcılarına bağlı sivil(!) örgütlerin askersel darbeye katılmalarını şaşırtıcı bulanlar olabilir. Bu büyük bir yanılgıdır. Çünkü ülkeleri dışardan kuşatan ve içerden ele geçirerek doğal kaynaklarına, iç pazarına, işgücüne el koymak isteyen büyük şirketler, büyük para piyasası çetelerinin güdümündeki devletler amaçlarına ulaşmak için demokrasi ve özgürlük cilasıyla örtülmüş maskelerini gerektiğinde bir kenara atarak kanlı işlere girişebilmektedirler. Bunu kanıtlamaya gerek yok. Çünkü sözde sivil örgütleri yönetenlerin geçmişlerine bakmak yeterlidir. Demokrasi oyunuyla hazırlanan darbeyi soruşturan Danilo Anderson bir büyük mağazanın önünde silahlı saldırıya uğradı. Bu saldırıdan kurtulmayı başaran Anderson iki hafta sonra, 18 Kasım 2004’te Caracas yakınlarında arabasına konulan bombanın uzaktan patlatılmasıyla öldü. ABD elçiliği suikastı kınamakta gecikmedi. Demokrasi ve liberal iktisadiyat perdesinin arkasında örülen ağın nereye ulaştığını bilmeden olayları algılamak ve olabilecekleri öngörmek olanaksızdır. Salt düşünsel, bilimsel, siyasal ilişkilerle durumu aydınlatmak da olanaksızdır. Sivil ilişkileri besleyen para akışını görmek gerekiyor. Sanatçı Mark Lombardi de böyle düşünüyordu. Bizim gibi kitap yazmak yerine Lombardi, parasal ilişkileri resimle birleştirdi ve şebekenin haritasını, para kanallarını
tablolara geçirdi. Örneğin George Bush Jr.’un yönetiminde yer aldığı Harken Energy firmasının Suudlara, Osama Bin Ladin’e ulaşan para kanalını resmetti ve bu işin içine bir de CIA görevlisi James Bath’ı yerleştirdi. Irak’a satılan biyolojik ve kimyasal silah hammadde ticaretini, nükleer teknoloji transferi için ABD tarafından garanti edilen 5 milyar doları, mafya bankalarının çizgilerinde dolaştırdı. Mark Lombardi resimlerini sergiledi. FBI bazı tabloları alıp götürmek istedi. Müze yönetimi izin vermedi. Bu olaydan kısa bir süre sonra Lombardi atölyesinde boynundan asılmış olarak bulundu. Uzaklarda böyle oluyor da ülkemizde başka türlü mü
gelişiyor? Kimin elinin nerelere ulaşabildiğini mahkeme tutanaklarından okuyalım: “Sanık Rüştü Aytufan söz isteyerek diyerek 3 sayfalık dilekçesini okudu, ibraz etti, okundu, dosyasına konuldu.”[1] Sanık el yazısıyla kaleme alıp mahkemeye sunduğu üç sayfalık dilekçesinde “Bugün ABD Güvenlik Müsteşarı ve CIA tarafından sorgulanmak üzere alınabiliyorsam, yarında(da )İsrail veya bir başka ülke heyeti tarafından alınıp sorguya mı çekileceğim?!…) Türk heyeti, Türk istihbarat teşkilatları Amerika’da, İsrail’de veya bir başka ülkede cezaevinden bir sanığı alıp, yine o ülkenin savcısının makamında sorguya çekebiliyor mu?” diye soruyor. Uğur Mumcu’nun öldürülmesiyle ilgili davanın tutanaklarına ve dosyasına giren bu savlarla ilgili bir başka yoruma ya da sorgulamaya rastlanmıyor. Think-tank’ , ‘düşünce topluluğu’, ‘atölye çalışması’, ‘proje’, ‘yuvarlak masa toplantısı’, “bilimsel konferans’, ‘NGO’ ve ‘sivil toplum örgütü’ adlandırmalarının bir büyük ağın düğümlerini nitelediğini görmek gerekiyor. İşte bu ağın kanlı-paralı işleyişidir ki, toplumu şu mahkeme tutanağına geçen satırlara karşın duyarsızlaştırıyor. Gazeteciler susuyor, kurumlar arkasını dönüyor. Bu şaşırtıcı ve akıl almaz tutum öylesine bir biçim alıyor ki, olayların içinde yaşayan kişiler ya da kuruluşlar neyi kiminle yaptığını da ayrımsamayabiliyor. Dünyanın 92 ülkesinde devlet yönetimlerine paralel yönetim şebekesi oluşturan ABD ve Batı Avrupa devletleri egemenliklerini gizliden değil, olabildiğince açıktan pekiştiriyorlar. Bunu yaparken kurdukları ya da kurdurttukları dernek ve vakıflar aracılığıyla toplumun tüm kesimlerini örgütlüyor, yasa değişikliği çalışmalarını yönlendiriyor ya da yasa tasarılarını kendileri kaleme alıyorlar. Ülkeyi yönettiğini sanan devletin kurumlarına ‘reform’ için para veriyor ve değişiklikleri kendi bildiklerince yönlendiriyorlar. Adı 1982’de ABD Başkanı Reagan tarafından “project democracy” olarak konulan operasyon Doğu Avrupa’yı çözmüştü. Gizli örgütlenmelerle Polonya karıştırılmış, Moskova’da kurulan derneklerle yönetime sızılmış ve muhalefet örgütlenmişti. Sosyalist sistemin çökertilmesinden sonra ulusal devletlerin iç düzenlerinin ele
geçirilmesi ve parçalanması süreci başlatıldı. Türkiye gibi müttefik ülkelerdeyse, olası bağımsızlık eğilimlerini bastırmak ve devletlerin tüm ulusal çekirdeklerini yok etmek, iktisadi ortamlarını korunaksız, yönlendirilebilir, gerektiğinde karıştırılabilir bir durumda tutabilmek
için güdümlü örgütlerin desteğiyle yasal değişiklikler yaptırmayı başardılar. Kirli operasyonları saklı tutarken toplumun tüm kesimlerini istedikleri anda harekete geçirebilecek denli örgütlemiş bulunuyorlar.
Operasyonun en önemli ayağı “çok kültürlülük” üstüne kuruldu. Başlarda “farklılıklar zenginliğimizdir” diyenleri bile şaşırtacak denli kısa bir sürede farklılıklar etnik azınlık isteklerine
yükseltildi. Toplumun dinsel dayanışmasını da denetim altında tutabilmek için “Din Hürriyeti” senaryosunu büyük bir başarıyla uygulayan ABD örgütleri, dinsel topluluklarla, şeyhlerle, şıhlarla, vakıflarla ilişkilerini geliştirerek demokrasi(!) cephesine kattılar. Öyle başarılı oldular ki, Irak işgali sürecinde karşı çıkması beklenen Türkiye’nin İslamcı muhalefeti bile vurdumduymaz oldu. ‘Türban’ özgürlüğü örgütlenmesiyle ve eylemlerle birlikte kurumların ve toplumun tepkileri ölçüldü. Gerektiğinde suikastlar düzenlendi. Operasyon her kesimi T.C’nin yasallığına karşı birleştirdi. Siyasal partiler ‘siyasi eğitim’ adı altında operatörlere bulaşınca topluma önderlik edecek muhalefet de kalmadı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s